Edep ve Âdâb

Hadis Meclislerinin Edepleri

Hadis-i şerif semâ meclislerinde gözetilmesi gereken edepler.

Hadis rivayeti, edeple alınıp edeple aktarılan bir emanettir. Aşağıdaki edepler, semâ meclisine katılacak olanlar için derlenmiştir.

  1. Semâ başlarken niyetin evvela sadece Allah Teâlâ'nın rızâsı için olması gerekir. Çünkü bu niyet, Allah katında kabul edilmeye en yakın ve rızâ, tevfîk ve sevab umudunu en fazla sağlayan şeydir.

  2. Meclisten önce yıkanmak, en güzel elbiselerini giymek, güzel koku sürmek ve dinleme esnasında hades ve necasetten temizliğe devam etmek; yorgunluk veya uyuklama hâlinde abdesti tazeleyerek yeniden dinçlik kazanmak.

  3. Meclise erken gelip hocadan önce orada bulunmak; çünkü geç kalmak, kitaptan bazı bölümleri kaçırmaya sebep olur ve o durumda tamamını dinlediği iddia edilemez.

  4. Oturuşta tevazu göstermek, uzuvları toplamak, boş yere sağa sola dönmemek. Abdülbâsit el-'İlmâvî (ö. 981), "el-Mu'îd fî Âdâbi'l-Müfîd ve'l-Müstefîd" adlı eserinde şeyhle olan edep hakkında şöyle demiştir:

    "Şeyhin huzurunda edeple; başı eğik, huzurlu, tevazu ve huşû içinde, 'iftirâş' veya 'teverruk' oturuşuyla oturmak… Ayaklarını örtmek… Şeyhin huzurunda duvara veya mindere yaslanmamak, ona yanını ya da arkasını dönmemek."
  5. Huzur ve vakar içinde olmak; Resûlullah'ı ve onun sözlerini edebe riayetle dinlemek. Dinleyici kendisini, Peygamber'in huzurundaymış gibi düşünmelidir. Hadis-i şeriflerin semâ meclislerine katılmak, Resûlullah'ı rüyada görmeye vesile olan en büyük sebeplerdendir.

  6. Mecliste, Resûlullah'ın ailesinden olan ehl-i beyti öne geçirmek gerekir; zira bu, dedelerinin sözleridir ve onlar buna herkesten daha lâyıktır. Ayrıca ilim, salâh ve yaşça büyüklük sahibi kimseleri öne geçirmek de gerekir.

  7. Mecliste, Şeyhülislâm dahi gelse, kimse içeri giren için meclisi kesmemelidir. Peygamber'in hadisi, her gelen ve gidenin önünde daha büyük ve yücedir. Okuyucu okumaya, insanlar dinlemeye devam eder. Uygun olan, hocanın bir öğrenciyi fazilet sahiplerini karşılayıp uygun yerlere oturtmakla görevlendirmesidir.

  8. Hocanın okuyuşunu dinlerken konuşmamak ve sözü bölmemek. Böylece hem kendisi hadis-i şeriften mahrum kalmaz, hem de başkalarının zihnini bulandırmaz. Hadis meclisleri şerh ve talik için değil; hedeflenen kitabın serden okunduğu rivâyet meclisleridir.

  9. Kıraat esnasında bakışları kitaba yöneltmek, hocanın açıklama yaptığı anlarda ise hocaya bakmak. Yanındakilerle, dersle ilgili bile olsa konuşmamak; çünkü bu, hem kendisinin hem de katılımcıların zihnini karıştırır.

  10. Hoca latîfe yapsa ya da nükteli bir şey söylese bile yüksek sesle gülmemek; sessizliği, huzuru ve vakarı korumak.

  11. Bedreddin İbn Cemâ'a el-Kinânî (ö. 733), "Tezkiratü's-Sâmi' ve'l-Mütekellim" adlı kitabında başka edepleri şöyle toplamıştır:

    "Hocanın önünde, küçük bir çocuğun hocası önünde oturduğu gibi edeple oturmak; şeyhe dikkatle bakmak, ona tüm kalbiyle yönelmek, sözlerini iyice düşünmek ve onu sözünü tekrar etmeye mecbur bırakmamak. Zorunluluk olmadıkça etrafa bakınmamak; el, ayak veya sair uzuvlarla oynamamak; gereksiz konuşmamak, edebe aykırı söz söylememek."

    Esnerse ağzını kapatmalı, hapşırırsa sesini kısarak yüzünü örtmeli; dâimâ sakin, vakur ve itmi'nan içinde olmalıdır.

  12. Hz. Peygamber'in şerefli ismi anıldığında veya ona dönen bir zamir geçtiğinde salât getirmek; sahâbe-i kirâm için "radıyallâhu anhum" demek; ehl-i beytine selâm vermek. Nebevî mûcizeler ve müjdeler duyulduğunda ise Allah Teâlâ'yı tesbih etmek. Bunlar, yanındakinin duyabileceği alçak bir sesle yapılmalıdır.

  13. Kalbi ve fikri toplamak, tamamen ilme yönelmek; dünyalık ve meclisi bölecek şeylerden yüz çevirmek. Meselâ cep telefonunu kapatmak gerekir; saate bakmak gibi davranışlar da mecliste can sıkıntısının işareti sayıldığından bundan kaçınılmalıdır.

  14. Kitabı yanında getirmek ve ona bakmak gerekir; çünkü bu, hem işitme hem görme yoluyla tahammülü içerdiğinden hâfızayı kuvvetlendirir.

  15. Hadis-i şerif kitabına tazim göstermek; onu iki elle tutmak veya taşıyacak bir rahleye koymak. Talebe, kitabı yere koymaktan sakınmalı; dizleri üstüne koymaktan da kaçınmalıdır, zira bunda küçümseme manası vardır. Kalemi de yere koymak yerine yüksekçe bir yere bırakması daha edebli olur.